Hayatımızı kendi cephemizden güzelliklerle dolu, zevk ve safa içerisinde geçirmekle meşkulken, bizden olan insanları unutarak değersizleştiriyoruz yaşantımızın verimli anlarını. Geçmişimizde yaşanan geçmişten kopmak ümidi ile yapılan bazı uyğulamalar değilmiydi bizleri bizlerden uzaklaştıran. Tarihinden utanan ve bu nedenle güneşin doğduğu yöne sırtını dönen insanlarla süslenmeye çalışılmadı mı cumhuriyet tarihinin bazı paslı sayfaları. Korkular ümitsizlikler ve nice değer kaybettirici duygulanımların fırtınasında savrulup durdu bu güzel vatan. Ne zaman ayaklanmaya çalışsa, dik durma ümidi ile kendine destek arasa, yanlızsın sen sedaları yükseldi derinliklerden. Anlam veremediğimiz bu sesin bilinç altına kazınmasıydı sanırım bizi yalnız olduğumuz inancıyla başbaşa bırakan.
Bu yazıyı yazmamda ki en büyük etken 2 ay önce yapmış olduğum Suriye ziyaretiydi. Adımımı Suriye sınırına attığım anda farklılıklarla dolu bir ortam beklerken sadece zamanda yolculuk yapmış hissi kapladı içimi. İlk sınır memuru ile muhatap olduğum, resmi binaya girdiğim andan itibaren 20 yıl öncesine yolculuk yapmış olduğum düşüncesi sardı beni. Ufacık bahşişler uğruna ülkesinin itibarını kirletmekten çekinmeyen insanlar karşılamış oldu bizleri. Gecenin ilerleyen vaktinde Suriye'nin bizi ilk karşılan şehriydi Halep. Eski yüzü, bakımsız çehresi üzmüştü beni. Şam'la başlamak istemiştik Suriye'yi tanımaya.Şama ulaştığımız andan itibaren beklediğim güzellikleri karşımda buluverdim. Ayrıntılarla boğmak istemem. Aslında mana ikliminde bir gezinti yapmak ümidindeyim...
İnsan bir şehre veya bir ülkeye gittiği zaman aklından ilk geçen o yerin güzelliklerini, tarihi eserlerini görmek ve kendine has lezzetlerini tatmaktır. Ama biz bu düşünceleri ikincil hedef olarak belirlemiştik. Asıl amacım o insanların düşüncelerini, bizlerle olan fikri bağlantılarını, maddi güçlerini ve bu güçlerinin verimliliği hakkında bilgi sahibi olmaktı. Benim merak ettiğim bir husus daha vardı ki; Suriye'nin muhtelif yerlerinde kurulmuş Filistin mülteci kamplarının durumu idi. İslam aleminin kalbine saplanmış İsrail hançerine karşı minicik bedenlerini siper edebilecek şuurda insanlara sahip olan Filistin topraklarından göçe zorlanan 500.000 insana ev sahipliği yapan Suriye topraklarına gitmiş olup, o ibretlik sahneleri kendi gözlerimle görmeden geri dönemezdim. Hani demiştim ya 'zamanda 20 yıl geriye gittim' diye, işte o mülteci kamplarına gittiğimizde bir 20 yıl daha geriye gittiğimiz hissi sarmıştı içimi. Bir adım daha atmaktan çekindiğim oldu. Sanki herbir adımım zamanı geri adım atmaya zorluyordu. Susuzluğun, işsizliğin ve fakirliğin oluşturmaya çalıştığı geleceğini düşünemeyen insan portrelerine teslim olmamaya çalışan, direnen fedakar insanlarla doluydu etraf. Ölümün o ılık nefesiyle yoğrulmuş yüreklerle dolu küçük barakaların herbirinin onünde yer alan daracık sokaları kardeşlerinin,ağabeylerinin desteklerini bekleyen minik çocuklar şenlendiriyordu. Yabancılık çekmediğim bu şehirde değişik duygulanımlarla harmanlanmış günler geçirdim. Devleti ile barıştırılmaya çalışılan bir halk kitlesi vardı sokaklarda. Beşer Esat'ın resimleri heykelleri halkılını kucaklıyor imajı ile psikolojik destek vermeye çalışıyordu sanırım vatandaşına. 'Acaba geri kalmışlığın bir göstergesi miydi bu uygulamalar?'sorusu geldi aklıma.
Türkye'den geldiğimizi söylememiz, insanların saygı ve sevgi duygularını bizlere olabildiğince yansıtmalarına vesile oluyordu. Bu davranışlar yabancılık çekmememizdeki en büyük etkenlerden birisi idi. Bir diğer etken ise tarihsel birliğin unutulmaz bağlarıydı sanırım. Şimdi yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlayan kardeşleri birbirine düşman etmek için komplo peşinde koşan İngiliz ve birçok ülke ajanlarının övünerek yazmış olduğu başarı kitaplarını ve günlüklerinin yansımalarından dahi görmekteyiz oynanan oyunların kirli yüzünü. Ama herşeye rağmen diyerek başlayan birçok cümleyi başka yazıma bırakmak isterim...
Başta Halep'te olmak üzere birçok yerde asılı duran Erdoğan ve B.Esat' ın beraber çekilmiş fotoğrafları beni duygulandırdı. Yıllardır dönüp bakmadığımız insanlardan birkaç cümle kullanarak bu güzel tepkiyi alabilmek siyasetçilerimizin düşüncelerini haklı çıkarttığı kanaatindeyim. Anladığım kadarı ile siyasilerimiz 'biz yüzümüzü batıya döneriz, arada birkaç cümle ile geçmişi motive etmek kolay' düşüncesine sahipler sanırım. Görüyorsunuz bizim insanımızın nekadar mütevazi olduğunu. Ufacık bir adım atana koşarak gelmek budur sanırım.
Temiz yürekli insanlarla süslenen bu vatan topraklarında başka ellerle çizilen sınırları kendimize sınır edinmemek, yüreği, gözü ve zihni ardına kadar açık bir milletin evletları olarak asaletimizden ödün vermeden inançları doğrultusunda yaşantı sürebilmek dileği ile...
(16-6-2009)















Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.