Doğumuzda yer alan coğrafyaya şimdiye kadar gerektiği gibi önem verilmedi. Bunun birçok nedeni vardı. Şimdiye kadar derebeyliğiyle yönetilen bu topraklarda bir parti için oy toplamak çok basitti. Sadece yapacağınız bir aşiret reisini vekil adayı yapmak ya da aşiretinin size oy vermesi karşılığında çirkin vaatlerde bulunmak.
Bu amaçla bu derebeyliğine dur denmedi, o coğrafyanın çilekeş insanı başlarındaki derebeylerine itaat etsin, her şeye kafa sallasın diye kasten cahil bırakıldı.
Büyük İsrail idealinin gerçekleşmesi amacıyla bölgede bağları her an kopabilecek hale getirme çabası da içimizdeki bazı İsrail uzantıları tarafından sergilendi. Günün birinde nasıl olsa İsrail projelerine verileceğine inanılan topraklara yatırım yapılması da düşünülmedi.
İnsanı ve tarihi tanımamanın sonucunda yöre halkının zaman içinde Kürt olduğunu unutup, Türklük içinde eriyebileceği hayaliyle her yerde ve her şeyde Türklük vurguları yapıldı. Fakat İslam gibi hatarsız bir ortak paydayı, sırf aydınlanmacı-reformist kafanın ürünü olarak halkın dimağından silme çalışmaları da soruna tuz biber ekti. Dolayısıyla bu “Mefkuresiz Türklük” fikri tutmadı.
Üstüne üstlük devleti kendilerinin ve çocuklarının çıkarı doğrultusunda yönetip sömürmek amacında olan bazı güç ve iktidar sahipleri sırf havayı bulandırmak için terör örgütünün gelişip palazlanmasına göz yummak şöyle dursun, onlara maddi manevi destek oldular.
Yapageldiğiniz her şey er geç bir gün paçanıza dolanır. Kendiniz ve çocuklarınızın huzurlarını bozacak her türlü olayı hep kendiniz hazırlar ve pişirirsiniz. Bu canavarı Cumhuriyet tarihi boyunca biz besledik ve büyüttük. Bizi yönetenler yaptı bunu.
Şimdi 1984 yılından beri binlerce Türk ve Kürdün ölümüne yol açan, kadın, çocuk, yaşlı demeden, amaçsızca, pervasızca öldüren ve öldürten bir canavar ürettik kendimize. Bu canavarın yanına da canavarlıklarını alkışlayan Marksist bir parti koyduk.
Doğu Anadolu halkı ve Marksizm… Dünyada bu kadar komik, bu kadar anlamsız ve izansız bir terkip yapılamaz. Ahlak ve Din kavramlarını bu kadar içine sindirmiş, tarih boyu yüzlerce dünya çapında alim yetiştirmiş bir bölgede Marksizm’i palazlandırmaya çalışmak, ancak böyle canavarların korkusuyla gerçekleştirilebilir.
Doğudaki terörist PKK ve terörist yardakçısı DTP’nin fikir dünyasının derinliğini mi anlamak istiyorsunuz? Seçimlerin arefesinde halka dağıttıkları ve kime oy vereceklerini gösteren düğümlü iplere bakınız. O düğümler, halkın beynine atılıyor. İmkansızlıklar, sefalet ve yoksulluk eliyle mankurtlaştırdıkları halkın beynine... Duymamanın, bilmemenin, anlamamanın acılığı içinde canları alınmış, bedenlerine el konulmuş.
Evet şimdi de gözlerini içindeki canavarlık dışına vurmuş, şeytanın hizmetçisi, kötülüğün temsilcisi, aklını ruhunu her şeyini dünyada insanı insan yapan erdemlerin hepsine savaş açmaya adamış, bu uğurda şeytanı bile utandıran İmralı Canavarı’nın hazırlayacağı yol haritasına dikmiş durumdalar. Yazıklar olsun! Doğu’nun Kürt halkı düşmanını iyi tanısın ve bellesin. Bugün doğum günlerini hiç kaçırmadıkları katillerinin yarın mezarına işeyecekler.
İmralı Canisi’nin bir de lanet bir yol haritası var, gündemden hiç düşmüyor. Bu yol haritası cehennemin dibine giden en kestirme yolu gösteriyor. Firavun’un, Nemrut’un çizdiği haritalar bunun yanında dağ yolu gibi sarp ve uzun kalır.
Dünyada o ismini bile söylemekten imtina edilen domuzun bile bir yaratılış hikmeti, tabiatta bir görevi var. Peki bu canavarın hala dünyada nefes alıp veriyor olmasının en ufak bir faydası yok mu?
Var!!
İmralı adası çevresinde kuş uçurtulmadığı ve balık avına dahi müsaade edilmediği için ada çevresinde Marmara balıklarının yumurtlayacakları ve rahatları bozulmadan çoğalacakları bir bölge oluşmuş durumda. Ve balıkçılar bundan memnun olduklarını söylüyorlar. Ama bu da bir katili beslemenin vebalini ortadan kaldırır mı, bilmem.















Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.